Eğitim Yüzüncü yaş anısına müzisyen İlhan Mimaroğlu ve Cumhuriyet’in hafıza mekânları Hafıza mekânları ya da tarihi yapılar üzerindeki rant yarışının esas kaybedenleri hep bizler oluyoruz. Bugün tiyatroya kısa bir mola verip, Ankara’da kapatılmak istenen tarihi bir ortaokuldan yola çıkarak; okulun mimarının yaşamına, genç Cumhuriyet … Hakan Kaplan 5 Nisan 2026 Hafıza mekânları ya da tarihi yapılar üzerindeki rant yarışının esas kaybedenleri hep bizler oluyoruz. Bugün tiyatroya kısa bir mola verip, Ankara’da kapatılmak istenen tarihi bir ortaokuldan yola çıkarak; okulun mimarının yaşamına, genç Cumhuriyet’in yapılarına ve bu mimarın müzisyen oğlunun anmasına uzanan bir yolculuğa davetlisiniz. Cumhuriyet’in kendini yalnızca siyasal bir rejim olarak değil, aynı zamanda mekân üzerinden kuran bir uygarlık projesi olduğunu hatırlamak hepimize iyi gelecek diye düşünüyorum. O isimlerden biri olan Mimar Kemaleddin Bey, bugün bu yazıya sebep olan İlhan Mimaroğlu’nun babası. O, mimarlığı bir estetik tercih olmaktan çıkarıp kamusal bir ideolojiye dönüştüren isimlerden biriydi. 1870 yılında İstanbul’da doğan Kemaleddin, modern Türk mimarlığının kurucu figürleri arasında yer alıyor. Eğitimini İstanbul’da mühendislik alanında aldıktan sonra Almanya’ya giderek mimarlık bilgisini derinleştirip hem uygulayıcı hem de bir kuramcı ve eğitmen olarak çalışan Kemaleddin, “Birinci Ulusal Mimarlık Akımı” olarak bilinen yaklaşımın öncülerinden. Bu akımın temel amacı, Osmanlı klasik mimari öğelerini modern yapı teknikleriyle birleştirerek ulusal bir mimarlık dili oluşturmaktı. Simetri, anıtsallık ve Osmanlı mimarisinden alınan kemer, kubbe ve süsleme unsurlarının modern yorumlarıyla dikkat çeken bu yapılara İstanbul’daki 4. Vakıf Han, Ankara’daki Gazi Eğitim Enstitüsü ve çeşitli kamu yapıları önemli örnekler olarak gösteriliyor. Bu bilgilere çalışarak ulaştım ve profesyonel alanım olmayan detaylarla sizi yanıltmamak için şimdi güncel magazine doğru ilerliyorum. MİMAR KEMALEDDİN BEY Onun tasarladığı yapılar, yalnızca işlevsel mekânlar değil. Yeni bir toplumun disiplinini, hafızasını ve yönünü belirleyen kurucu yapılar olarak kabul ediliyorlar. Mimar Kemaleddin Bey’in Ankara’da bulunan, yaşamının son dönemine denk gelen 1927 yılında tasarladığı ve adını taşıyan 99 yıllık Mimar Kemal Ortaokulu’nun bugün idari bir yapıya dönüştürülmek istenmesi bu açıdan sıradan bir karar gibi görünmüyor. Cumhuriyet’in nasıl bir yurttaş yetiştirmek istediğinin mekânsal karşılığı olan bu okulun “eğitim-öğretime elverişli olmadığı” gerekçesiyle boşaltılmak istenmesi, bir işlev değişikliğinden çok açık bir anlam kaybına işaret ediyor. Bu yapıdan yalnızca öğrenciler değil, Türkiye’nin siyasal ve entelektüel hayatına yön vermiş kuşaklar geçti. Değiştirilen adlar, yıkılan yapılar, yerlerine kurulan yeni dev yerleşkelerle birlikte Cumhuriyet’in kurucu temsilcileri giderek kamusal alandan dışlanırken alınan bu kararı, kendi tarihini sessizce geri çekme girişimlerinden biri olarak okumak aşırı yorum olmaz. MİMAR KEMAL ORTAOKULU Benim de mezun olduğum, devlet okullarının yüz aklarından olan ve ülkesini seven nesiller yetiştirmiş okulum Mimar Kemal Lisesi’nin isim babasının oğlu İlhan Mimaroğlu hayatta olsaydı, 11 Mart’ta 100. yaşını kutlayacaktı. Eserleriyle onu anlamak ve anlatmak için iki gün sürecek seçkin bir doğum günü programı var. “Geldim, gördüm, geçtim, gittim” başlığıyla duyurulan etkinlik, sanatçının düşünce biçiminin bir izleği. İlhan Mimaroğlu, elektronik müziğin dünya ölçeğinde kurucu figürlerinden biri olarak kabul ediliyor. Kadıköy Belediyesi ve Yeldeğirmeni Sanat iş birliğiyle 11-12 Nisan tarihlerinde düzenlenecek iki günlük programla Mimaroğlu’nun çok katmanlı sanat mirası izleyicileriyle buluşacak. Konserler, sunumlar, film gösterimleri ve tiyatral okumalar aracılığıyla hem eserleri hem düşünsel dünyası bugünün estetik ve politik bağlamı içinde yeniden konumlanacak. Üstelik tüm etkinlikler izleyiciye açık ve ücretsiz olarak gerçekleşecek. Ajandanıza notunuzu